Kategorilerim
Sevdiğim Fotoğraflar
Gitmek İstediğim Yerler
Benim Tarzım
Okumak İstediklerim
İzlediklerim
Gezdiğim Yerler
Evim İçin
Din
Yaşam
Sinema-Tv
Haber
DUA
Pano Adı Giriniz
Eğitim
Spor
Diğer İçeriklerim (2140)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (11)
PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ MUHAMMED S.A.S MEKKE DÖNEMİ
2009-09-01 01:42:00
Mekke DönemiMekke Dönemi Mekke Cahiliye ortamında Hz. İbrahim'in soyundan gelen ve onun Hanif dinini takip eden bir Aileden doğan Hz. Muhammed'in
kırk yaşında putperest toplumu gerçek dine davet etmesi için peygamberlikle görevlendirilmesiyle birlikte ona inanan ve inanmayan insanların 13 yıl boyunca kendi dinlerinin savaşımını verdikleri ve nihayet azınlık-güçsüz müslümanların kendi yurtları olan Mekke'den Medine'ye hicret etmeleriyle kapanan bir dönemin adı; Miladî 610-623 yılları arasında geçen İslâmî tebliğin ilk dönemi. Mekke döneminin sonu
aynı zamanda Hicrî yılın başlangıcıdır.Hz. Muhammed'in peygamberlikten önceki hayatı Mekke Dönemi içerisinde değerlendirilmez; Mekke Dönemi Hz. Peygamber'in peygamberliğiyle başlar. Toplumunun cahilî yaşantısından uzak kalmak ve gerçeği düşünmek için yılın belli dönemlerinde şehirden uzaklaşan peygamberimiz yine böyle bir durumda Hıra Mağarasında iken Cebrail (a.s.)'ın okuduğu

"Oku
Rabbinin adıyla oku. O
insanı bir kan pıhtısından yarattı diye başlayan Alâk suresinin ilk ayetlerini dinledi ve peygamberlikle görevlendirildi. Daha önce bir kitap verilmemiş putperest bir topluma kendisine gelen bu gerçeği anlatma görevi ile görevlendirildi. Kendisi o toplumda sevilen
güvenilen
asil ve emin biriydi. Ona
"güvenilen Muhammed" anlamına gelen "Muhammedül Emin" deniyordu. En değerli emanetler başkasına değil ona bırakılıyordu. Eşi Hz. Hatice Hz. Peygamber'in karşılaştığı bu durumu amcası Varaka b. Nevfel'e anlattı. İlâhî kitaplardan haberdar olan Varaka; "Ona gelen
daha önceki peygamberlere gelen Cibril-i Emindir
O peygamberdir. Keşke kavmi onu bu şehirden çıkardığı zaman hayatta olsam da ona yardım etsem" dedi. Varaka'nın söylediği aynen gerçekleşti.Daha sonra peygamberimiz (s.a.s)
Mekke'den çıkarıldı. "Ey örtüsüne bürünen! Kalk (toplumunu) korkut; Rabbini büyük bil
elbiseni de temiz tut" (el-Müddessir
74/14) ayetleriyle birlikte Hz. Muhammed'in zorlu "Mekke Dönemi" başladı. Hz. Peygamber önce en yakın çevresini uyardı. Kendisine ilk inananlar; hanımı Hatice
kendi evinde kalan yeğeni Ali
azadlısı Zeyd
yakın arkadaşları Ebû Bekir
Osman
Talha oldu. Çevresinde toplanan bu müslümanlar da ona yardımcı olarak
herkes kendi güvendiği yakın çevresini yeni dinle tanıştırdı. Kendisine dinin ulaştırıldığı insanlardan temiz yaratılışlılar
zulme
haksızlığa
ahlâksızlığa karşı olanlar bu dine inanıyor; yerleşik düzenin nimetlerinden aşırı yararlanan hırslı
zalim
merhametsiz
ahlâken zayıf Mekke ileri gelenleri bu dine düşman oluyorlardı. Çünkü bu yeni din onların düzenini temelden değiştirmek için gelmişti. Onlar
dua etmek istedikleri zaman hiçbir şey duymayan
görmeyen
kendisine bile yararı dokunmayan
elleriyle yonttukları putlara
heykellere el açarken; yeni gelen din şunu söylüyordu: "Her şeyi yaratan
işiten
gören
dua ettiğiniz zaman size yardım edecek olan tek Allah'a yönelin; o putları terkedin. " Onlar insanları efendi-köle
zengin-fakir
yöneten-yönetilen
soylu-soysuz
sosyete-normal vatandaş
siyah-beyaz kadın-erkek şeklinde gruplara bölüp bir kısmım diğerlerine üstün tutarken; yeni din
bütün insanların tek bir candan yaratıldığını
üstünlüğün ancak kalplerdeki iyilik duygusu ve Allah korkusuyla elde edilebileceğini ilân ediyordu. Onlar
kız çocuklarını utanç verici bir leke olarak görürken
yeni din; kadınlara iyi davranılmasını emrediyordu. Onlar zayıf insanları köleleştirip pazarlarda satarken
kölesini bir hayvan gibi görür zevki için ona işkence yaparken
yeni din; "köleleriniz kardeşlerinizdir
kendi yediğinizden onlara da yedirin
giydiğinizden onlara da giydirin; başınıza bir siyah köle bile emir seçilirse ona itaat edin" diyordu. Kısaca yeni din toplumu her türlü bağdan kurtarıp
inananlara Allah'ın önünde kardeş olarak secde etmelerini emrediyordu.GİZLİ TEBLİĞ DÖNEMİ
İslâm Mekke'de önceleri gizlice yayıldı. Güvenilir dostlar arasında konuşuldu ve kendisine bir taban oluşturdu. Bu dönem üç yıl sürdü. Davet gizli olmasına rağmen bu yeni dinin haberi kulaktan kulağa öyle yayıldı ki Mekke'de İslâm'ın konuşulmadığı tek ev kalmadı. Hatta Mekke dışına da taştı ve civar köylerden birinde oturan Ebû Zer el Gıfarî de bu yeni dini duydu ve hemen Mekke'ye gelerek Hz. Peygamber'i bulup müslüman oldu.
TEBLİĞİN AÇIKTAN YAPILMASI
"Yakın akrabanı uyar
müminlerin sana tâbi olanlarına himaye kanatlarını indir. Şayet sana karşı çıkarlarsa onlara şöyle de: Ben sizin yaptıklarınızdan tamamen uzağım." (eş-Şuarâ
26/214-216) ayetleriyle birlikte açık davet dönemi başladı. Hz. Peygamber Ailesi olan Haşimoğullarını bir yemeye davet etti ve kendisine gelen gerçeği onlara açıkladı. Ancak müşrikler Alay ederek dağılıp gittiler. Hz. Peygamber
başka bir Gün Safâ tepesine çıkarak bütün Mekkelilere toplanmaları için çağrı yaptı. Toplandıklarında onlara şöyle sordu: "Ey Kureyş! Size; Şu tepenin arkasında bir düşman ordusu var ve hemen üzerinize saldıracak' desem inanır mısınız?" Verdikleri cevap: "Evet inanırız
çünkü senin yalanını duymadık" oldu "O halde haberiniz olsun ki
ileride büyük bir azap Günü var..." Topluluktan bir ses yükseldi: "Günümüzü zehir ettin! Bizi bunun için mi çağırdın?..." Ve toplantı yine dağıldı.Yeni dinle eski din arasında şiddetli bir mücadele başladı. Artık Mekke'de Lâ ilâhe illallah demek büyük bir suçtu. Aileler parçalandı. Bu mücadele sadece şehirde değil evlerde de vardı. Baba müşrik
çocuk müslüman; koca müslüman
eş müşrik. Ardından
evden kovulmalar
boşanmalar
evlâtlıktan reddedilmeler
hapsetmeler
baskılar
dayak
işkenceler başladı. Bu ortamda Peygamber'in önderliğindeki müslümanlar
Erkam b. Ebil-Erkam'ın evini kendilerine merkez yaptılar ve geceleri orada buluşmaya başladılar. Orada yeni din öğreniliyor; yeni gelen ayetler ezberleniyor; namaz kılınıyor; evinden kovulan
aç kalan
işkenceye uğrayan müslümanlara kanat geriliyordu. Ama en çok da sabır öğretiliyordu. Çünkü bir günlük değildi işkence.BİRİNCİ VE İKİNCİ AKABE BİATI
Cahiliye Arapları her yıl hac mevsiminde Kâbe'de toplanır haccederlerdi. Bu mevsimde Mekke'de ticaret için panayır da kurulurdu. Yine böyle bir hac mevsiminde Hz. Peygamber Mekke dışından gelen insanları tek tek dolaşarak İslâm'ı anlatıyordu. Medine'den gelen bir grup insana da anlattı ve onlar müslüman oldular. Bunlar Medine'ye altı müslüman kardeş olarak döndüler.
Kısa sürede Medine'de İslâm duyuldu ve her evde konuşulmaya başlandı. Medine'de iki büyük kabile yaşıyordu; Evs ve Hazrec Medine'de ayrıca Yahudiler de vardı. Medineliler Yahudilerle temasta olduklarından
yakında bir peygamberin çıkacağını biliyorlardı. Bu yüzden İslâm'ın yayılması Medine'de daha hızlı oldu ve Medine'li müslümanlar bir yıl sonra Mekke'ye on iki kişi olarak tekrar geldiler. Bu defa aralarında Evs ve Hazreç'in her ikisinden de müslüman vardı. İki düşman kabîle İslâm sayesinde kardeş olabilecek
düşmanlıklar ortadan kalkacaktı. Bu on iki müslüman Mekke dışında Akabe denilen yerde geceleyin Hz. Peygamber'le bir görüşme yaptılar ve Peygamber'e söz verdiler: "Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmayacaklar; hırsızlık yapmayacaklar
zina etmeyecekler
ırza geçmeyecekler
çocukları öldürmeyecekler
iftira etmeyecekler
haktan ayrılmadığı sürece Peygamber'e itaat edeceklerdi. Bunların karşılığında onlara Cennet vardı. Bu Birinci Akabe Bey'atına katılanlar Medine'ye dönerken Hz. Peygamber Habeşistan'dan yeni dönen Mus'ab b. Umeyr'i de onlarla birlikte gönderdi. Mus'ab'ın görevi
Medineli müslümanlara dinlerini öğretmek ve İslâm'ı diğer Medinelilere ulaştırmaktı. Mus'ab
Medine'de 11 Ay kaldı ve hac mevsimi öncesinde Mekke'ye döndü. Resulullah'a bir yıllık raporu şu cümleyle özetledi: "Medine'de İslâm'ın konuşulmadığı tek ev kalmadı ya Resulullah" Bir ay sonra da Medine'den yetmiş üç erkek sekiz kadından oluşan bir heyet hac münasebetiyle Mekke'ye geldi ve İkinci Akabe bey'atı gerçekleştirildi. Medine'ye döndüklerinde müslüman bir topluluk olarak sorumlulukları büyük olacağından Hz. Peygamber onları grup grup örgütledi. On iki lider seçildi; dokuzu Hazreç'li üçü Evs'li. Bu bey'atın ne anlama geldiğini içlerinden biri diğerlerine şöyle izah etti: "Siz
siyah
kırmızı tüm insanlara savaş açmayı göze alıyorsunuz. Bu yüzden eğer mallarınız eksildiğinde ve bazılarınız öldürüldüğünde onu terkedeceğinizi düşünüyorsanız onu şimdi bırakın. Çünkü onu o zaman terkederseniz; bu
dünyada da ahirette de utanç duymanıza sebep olur. Fakat eğer sözünüzden dönmeyeceğinizi düşünüyorsanız onu alın; çünkü Allah'a andolsun bu
hem dünya hem de âhiret için kurtuluştur." Onların bu derece tehlikeli sonuçlar doğuracak biatı ise şuydu: Peygamber ve müminler Medine'ye hicret edecekler
onlar da kendilerine gelen bu kardeşlerini sonuna kadar savunacaklardı. Hz. Peygamber'in isteği netti: "Beni
eşlerinizi ve çocuklarınızı koruduğunuz gibi koruyacaksınız. Ben sizdenim siz de bendensiniz. Sizin savaştığınızla savaşır
barıştığınızla barışırım." Bütün bunların karşılığında Medineli müslümanların mükâfatı Cennet olacaktı.Bu görüşme ve biattan sonra Mekkeli müslümanlar birer-ikişer
gizli-açık Medine'ye göçmeye başladılar. İslâm'ın Medine'de güçlenip kendi kontrolleri dışında daha da gelişeceğinden korkan Mekkeli müşrikler bu göçü durdurmaya karar verdiler. Ancak bunu başaramadılar. Artık Mekke'de Hz. Peygamber (s.a.s)
Ebû Bekir ve Ali dışında pek müslüman kalmamıştı. Müşrikler son kozlarını oynamaya karar verdiler. "Muhammed de Medine'ye gidip adamlarının başına geçerse vay başımıza geleceklere! Ona bu fırsatı vermeden yok etmeliyiz" deyip Hz. Peygamber'i öldürmeye karar verdiler. Ancak Cebrail (a.s)'ın bu komployu haber vermesiyle Resulullah önlemini aldı ve evini kuşatmış olan saldırganların arasından Yâsin suresini okuyarak çıktı. Allah'ın bir mucizesi olarak aralarından geçen Peygamber'i göremediler. Hz. Peygamber Mekke'deki son işleri tamamlamak üzere Hz. Ali'yi geride bırakarak yakın arkadaşı Ebû Bekir'le birlikte Mekke'yi terketti. Ancak Mekkeliler
kaçırdıkları bu adamı öldürene ya da getirene ödüller koyarak etrafa haber saldılar. Peygamberimiz ve arkadaşı Ebû Bekir üç gün Mekke yakınındaki bir mağarada gizlendi ve müşriklerin bulmaktan ümit kestikleri bir anda mağaradan çıkarak Medine'ye yöneldi. Kendisini Medine'de bekleyen müslümanlara bir takım zorluklara rağmen ulaştı ve İslâm'ın "Mekke Dönemi" kapandı. "Medine Dönemi" başladı.